Category Archives: Uyku Eğitimi

Uyku Eğitimi – Tavsiyelerim

Uyku eğitimi konusunda tavsiyelerimi bir özet şeklinde toparlamak istedim.

– Bebeğinizin uyku eğitimine ihtiyacı olduğuna emin olun. Uykuya geçmede çok zorlanıyorsa, en ufak ses veya harekette uyanıyor ve geri uyuyamıyorsa, gece uykuları çok bölünüyorsa ve bu kalitesiz uyku sebebiyle gün içinde huysuz, huzursuz ise uyku eğitimi vermeyi düşünebilitsiniz. Bebeğinizin gelişimi için kaliteli uyku çok önemli. Ayşe’nin hiç bir şey yapmaya hali ve isteği olmuyordu bazı günler. Ve anne bebeğin kesinlikle ihtiyacı olduğuna eminse yaparken daha tutarlı davranıyor. Kolay kolay vazgeçmiyor. Ayşe sakince yanına uzandığımda veya hafif bir pışpışla ağlamadan uyuyabilen bir bebek olsaydı, her gece 3 saatte bir uyanmasaydı ve her sabah 5’te tam uyanışa geçmeseydi uyku eğitimi vermeye gerek duymazdım. Günlük hayatı etkilenmişti kalitesiz uykudan.Baby-Sleep-300x212 Continue reading

Leave a Comment

Filed under Blog, Uyku Eğitimi

Uzun İnce Bir Yol – Uyku Eğitimi Son Bölüm

En son 27 Ekim’de yazmışım uyku eğitiminin ilk gecesini. O zamandan beri hiç zaman bulamadım. Bebekle yalnız ilgilenince kendine tahminimden daha az vakit ayırabiliyormuş insan. Ayşe uyurken yemek mi yiyeyim, evi mi toparlayayım, iş mi yapayım derken bir bakıyorum uyanmış =) Bir de zaman bulamamayı geçtim insanın blog yazmak için kafasının sakin olması lazım. Benim uyku eğitimi esnasında çok da sakin, dingin olduğum söylenemezdi, emek ve sabır isteyen bir dönem gerçekten.

Bayram tatilinde yani Ekim ortasında başlayan uyku eğitimimiz yaklaşık 1 ay sürdü. Neden bu kadar uzun sürdü diye şaşırmayın. Bebek pışpışsız, kucaksız, emmesiz uyumayı çok daha kısa sürede öğreniyor. 1 hafta maksimum. Ancak olay gece uyanmalarını bitirmek. Ben Ayşe’nin kilo alımı sınırlarda olduğu için gece emzirmesini uyku eğitiminden önce kesemedim. Eğitimin bir parçası yaptım. Önce ilk geceden itibaren pışpışı kestim. Ve bir daha hiç pışpışlamadım. Son hallerimden sonra artık söz vermiştim kendime. Yazmış mıydım hatırlamıyorum. Ayşe’yi son zamanlarda pışpışlarken korkuyordum beline, omurgasına falan bir zarar vereceğim diye. O kadar tatminsiz olmuştu ki, çok şiddetli pışpışlanınca uyuyabiliyordu. 45.dakikadaki uyku döngüsünde uyanınca da aynı şiddette bir pışpış bekliyordu. Neyse ki bir daha hiç yapmadım. Continue reading

5 Comments

Filed under Blog, Uyku Eğitimi

Uyku eğitimi – Hazırlıklar ve ilk gece

Ve önümde Gina Ford ve Kim West’in kitapları, kulağımda Seride’nin ve tecrubeli arkadaşlarımın öğütleriyle uyku eğitimine başladım. Her konuda yaptığım gibi farklı fikirler alıp kendi süzgecimden geçirip bir karma yaptım. Umarım bu karma tutar dedim ve ilk gün Ayşe’nin gündüz uykusunu güzel uyuduğundan ve akşam çok yorgun olmadığından emin oldum. Yorgun bir akşam başlamak için uygun değil. Ek gıdaya geçeli 15 gün olmuştu ve çok şükür bir sıkıntımız yoktu. Ayşe’nin tek sorunu bence uyku zaten, o bütün ruh halini belirliyor. Continue reading

4 Comments

Filed under Blog, Uyku Eğitimi

Uyku eğitimi – 3. Aydan 6.aya uyku geçmişimiz

Evet nerede kalmıştık, kucakta pışpışlayarak uyutuyordum ama yine uykuya geçerken uzunca ağlayıp yerine yatırdığımda uyanıyordu. Uyutmam bir saati geçiyordu. Dizlerimden sonra belim de artık alarm veriyordu. Ve kendi kendime dedim ki, zaten kucağımda da ağlıyor, bari yatağına koyayım orada ağlasın. İlk 3 ay ağlamaması için elimden ne geliyorsa yaptım. Artık yavaş yavaş alışabilir, ağlayarak yorgunluğunu, stresini atabilir. Birkaç akşam tepindi yatakta, kucak istiyoruuuum sallanmak istiyoruuuum dercesine ağladı. Ben de konuşa konuşa, okşaya okşaya pışpışlıyordum. Sevgili Seride tavsiyelerini verirken hep sabırlı ve tutarlı olmamı önermişti. Ve ilk 3-4 gün zor olabilir sonra kolaylar demişti. Aynen öyle oldu. Yavaş yavaş tepinmeleri azalttı, pışpış uzun sürse de yine de yatağında uyuduğu için mutluydum.
3.ve 4.aylardayız. Akşam yatış saati ve gece uyanmaları konusunda yine Seride’nin önerileri çok işime yaradı. Kaçta uyursa uyusun 06.00’da güneşin doğuşuyla uyandığı için yatış saatini 19:30’dan önce 19:00’a, sonra 18:30’a çektim. Bunu da öğleden sonra 17:00’den sonra uyumamasını sağlayarak yaptım. Gece uyanmalarına gelince. Akşam 18:30’da uyuyup 00:00’dan önce uyanmıyordu. Hatta bazen 02.00’yi buluyordu. Sonra ilk uyanıştan 3 saat sonra ve 06:00’da tam uyanıyordu. 3.ayda geçirdiği büyüme atağında 4-5 gün gece saat başı uyandı. Neyse ki uzun sürmedi.
Bodrum’dan döndüğümüzde ilk hafta kabus gibiydi. Hem gün içinde hem gece çok huzursuzdu. Hem evi yadırgamış hem de yatağına ilk kez yatmıştı. 10 gün alışması için mümkün olduğunca evde yatağında uyuttum. Bodrum’da yanına koymaya başladığım uyku arkadaşını hep dibine soktum ki tanıdık birşey olsun, iyi hissetsin. Her uyanışında yanına gittim, pışpışladım. Kimi zaman uyudu kimi zaman uykusu olmasına rağmen oyunu tercih etti ama uykusunu yeterince almadığında 15 dakika sonra yine yorgunluktan ağlıyordu. 45 dakika uyku ona kesinlikle yetmiyordu 4 aylıkken. 1,5 saat uyudu mu kendine geliyordu.
3-4 aylıkken uyku rutini genelde şöyleydi:
06:00 uyanış
08:30 uyku 45 dakika
11:00 uyku 1,5-2 saat
15:30 uyku 45dakika- 1 saat
18:30 akşam uykusu
Bu arada Bodrum’da çok sevdiğim bir arkadaşımla uyku sohbeti yapıyorduk. Bana bir arkadaşının bebeğine yaptığı uyku eğitiminden bahsetti. Gina Ford’un uyku kitabını al ve yap bak göreceksin çok iyi olacak dedi. Bu ismi ilk kez duymuştum. Zaten ben Ayşe’nin uyku eğitimine ihtiyaç duyan bir bebek olduğunu uzun zamandır biliyordum ve bu konuda kitap ve blog okumaya başlamıştım. Tracy Hogg’un uyku bölümlerini, Kim West’in İyi Uykular Tatlı Rüyalar El Kitabı’nı, tecrubesiyle ve tüm yaklaşımlara hakimliğiyle bu konuda bayağı uzmanlaşmış olan canım İrem’in (Slingomom) uyku üzerine tüm yazılarını (bu hafta yine uyku yazmaya başladı, mutlaka okuyun, tüm yaklaşımları özetliyor) sevgili Eren’in blogundaki yazıları, ve Gina Ford’u araştırırken karşıma çıkan Koç Ahu’nun yazılarını okudum.
5.aya girdiğimizde doktoruna gece emzirmesini kesebilir miyim diye sordum, çünkü uyku eğitiminde bu önemli bir noktaydı. Bebeğe kendi kendine uyumayı, uyanınca tekrar dalmayı öğreterek, gece boyu kesintisiz uyku sağlamaktı amaç. Doktorumuz izin vermedi çünkü Ayşe’nin kilo alımı sınırdaydı. Tamam dedim, bekleriz, acelemiz yok. Bu arada da kitap gelir. Türkçe çevirisini baskısı bitmesine rağmen internetten buldum, bulmaz olsaydım, berbat bir özet çeviri, hiç bir şeye benzemiyor. (Sağolsun arkadaşım Londra’dan getirdi orijinal kitabı.)
Ve 5.ay uyku durumu özeti şöyleydi:
Günün hangi saati olursa olsun uykuya geçişte ağlamalar arttı. Pışpış pışpışlıktan çıktı bir nevi yatığı yerden sallamaya benzedi çünkü asla tatmin olmuyordu.
45.dakikada mutlaka uyanıyor pışpışlanmak istiyordu. Biraz geç kalırsam uykusu açılıyor ve sonrasında uykusuz kaldığı için huysuzluk tavan yapıyordu.
Ben de 40.dakikada yanına gidip sessizce uyanır gibi olduğunda pışpışı basıyordum çoğu zaman işe yarıyordu. (Tüyo SlingoMom’dan, canım arkadaşım her soruna pıt öneri pıt çözüm)
Yani sonuç olarak Ayşe uyku konusunda ilerleme değil gerileme kaydediyordu. Tamam yatağında uyuyordu ama bu ağlamalar her gün artarsa kucakta sakinleştirdiğim için gitgide kucakta uyutmaya geri dönüş olacak gibiydi. O kadar da akıllı ki ağlamasına dayanamadığımı biliyor. Tut beni kucağında diye ağlıyor. Ama ne o sağlıklı uyuyor (yatağına koyduğumda hemen uyanıyordu) ne de benim vücüt sağlığım yerindeydi, belimde alarmlar çalıyordu. Ayrıca gece uykularım çok bölünüyordu. Emzirmeden sonra bile hemen dalan bebek dalamaz olmuştu, ben de hacıyatmaz gibi sürekli kalkıyordum. Ertesi gün tabii hayalet gibiyim. Ayşe’ye yardımcısız baktığım için uyumaya da pek fırsat bulamıyordum. Yani uyku eğitimi şarttı.
Bu arada bir parantez: Hamileyken Doğal Ebeveynlik kitabını okumuştum. Bence birlikte uyumak harika olurdu. Ki ilk 2 ay akşamları salonda hep koynumuzda uyudu. Biz yatarken yanımıza beşiğine koyduk. Gece gaz sancısı olduğunda yine koynuma aldım. Ama büyüdükçe koynuma sığmaz oldu, mecburen yanıma aldım. Ama Ayşe bir hareketle veya minik bir dokunuşla uyanıp sonra da geri dalmakta zorlanıyordu. Hiç rahat edemedik ikimiz de. Ben ona değeceğim diye kuş uykusu uyuyordum, o değersem ya da değmeden yatakta dönersem uyanıp kımıl kımıl başlıyordu harekete, kısacası olmadı. Ağlamadan uyusaydı ben hep yanımda uyutmaya bayılırdım. O şekilde de dalamıyor, sinirlenip ağlıyordu. Kısacası birlikte uyumak – şimdilik – bize göre değildi.
Ve bayram tatili yaklaşırken bir karar verdik. Evden kıpırdamayalım ve Ayşe’nin uyku sorununa bir çözüm bulalım. Pusette uyuyamadığını söylemiş miydim? Ha bir de o sorun var. Dolaşırken birazcık bile uykusu gelirse basıyor yaygarayı. Kucak yani sling istiyor. Doğmadan önce bayramda kesin yurtdışı seyahate gideriz diye hayallere kapılmıştık, ama cesaret edemedik. Neyse, iyi de oldu uyku eğitimine başladık.
Adım adım neler yaptım, onlar da yarın. Ayşe uyuyor ama benim uykum geldi =)

4 Comments

Filed under Blog, Uyku Eğitimi

Uyku eğitimi – Doğumdan itibaren uyku geçmişimiz

Bayram tatilini uyku eğitimine ayırdık. Madem ek gıdaya geçişti, uykuya geçerken ağlamalardı derken bu bayram seyahate çıkmayı göze alamadık, bari bize ve Ayşe’ye fayda sağlayacak bir konunun üzerinde çalışalım dedik.
Bütün yaklaşımlarda önerilen iki ebeveynin de uykuyu dert etmeyeceği bir haftasonu başlamak önerisini bi 10 gün tatil olarak yaydık.
Ayşe bu, belli olmaz ne kadar süreceği.
Hikayenin en başından, yani Ayşe’nin uyku geçmişinden başlamalıyım aslında.

Ayşe 20.günden 3.ayının sonuna kadar wrap slingde uyudu. Daha dogrusu orada yaşadı.
Annem doğumdan sonraki 20.gün İzmir’e döndü. Tam da bu günlerde Ayşe’nin sarılığı gecti, sürekli uyuyan o hali gitti, gözleri açıldı. İlk sabah uyandık, emzirdim, sevdim, ve kahvaltı etmek üzere onu ev tipi anakucağına koydum. Ve 10.saniye ağlama krizi. Slingi dolaptan ilk çıkartışım ve Ayşe kucağımda nasıl bağlandığını videodan izleyişim aklından çıkmıyor. Ve Ayşe slingde mutlu oldu, ben de iki elim rahat olduğu için kahvaltı hazırlayıp yedim. Ve bundan sonraki her gün böyle geçti. İlk 2,5 ay akşam uykularını genelde banyo-emzirme-uyku rutini sayesinde beşiğinde uyudu. Gece gaz sancısıyla uyandığında önce 2 saat sallama evde dolaşma halinde rahatlatmaya çalışırken bir gece yarısı slinge koydum ve 10 dakikada sakinleşip uyudu, ben de üzerimde slingle yatıp yavaşça onu uyandırmadan çözerek kucağımda uykuya devam etmesini sağladım. Sonra da beşiğine koydum. Bu şekilde hep slingde geçti uykuların çoğu. Gündüz uykusu varken eğer yürüme halinde değilsem ağlıyordu, ben de en kolay sakinleştiği hareketimi, yani dizlerimi kırarak aşagı yukarı inip çıktığım asansör hareketimi yapıyordum. Kulağına sşş liyordum. Koyun koyuna yaşadık böyle. Her yere rahatça gidebildiğimden, evde yalnızken – haftada 2 yardımcı oluyordu – işlerimi rahatça yapabildigimden ben de durumdan memnundum. Puset dostu olmayan bir semtte oturduğum için dışarda da çok rahat ettim. Slingi bilmeseydim ne yapardım diye düşünüp duruyorum. Kucakta o kadar minik bebekle hiç ama hicbir şey yapamazdım. 2.dakikada morarıp katıldığı için “biraz ağlasın, alışır” da diyemedim. Koynumda mutluydu, o mutluysa ben de mutluydum.
Derken tam 2,5 aylıkken slingde bile uykuya direnmeye ve uzun uzun ağlamaya başladı. Beşiğine koyduğum an uyanıyordu. Ben ağlamaklı bir tweet attım, sağolsun pedagog ve psikolojik danışman sevgili arkadaşım Tansu yetişti. Ben size bir gelip bakayım duruma dedi. Gecenin körü demedi yanımızda kaldı uzun sure ve Ayşe’yi gözlemledi, sağolsun. Meğer Ayşe kolikmiş, yaşadıklarımızı anlatınca teşhisi koydu Tansu. Ama ben doğru yaptığım hareketlerle en ağlamaları hafif şekilde geçirerek ve koliği hissetmeden yaşamışım. 2,5 aylık olduğundaysa kolik tavan yapmış ve artık eski numaralar sökmez olmuş. Neyse ki 10 gün sürdü. Bodrum’a ayak bastığımızda tam 3 aylıktı. Slinge veda ettik. O sıcakta wrap sling imkansızdı, artı sabahtan akşama plajda olacaktık. Ve kucakta sallayarak uyutma dönemi başladı. Slingde sallanarak uyumaya o kadar alışmıştı ki ancak 10-15 dakika dizlerimi kırarak hızlı şekilde çöküp geri kalktığımda uyuyordu. Yavaşça pusetine koyuyordum. Git gide sallamalar yetmez oldu. Benim de dizlerim alarm verir hale geldi. Tam bu günlerde Allah’ın işi bir baktım plajda karşımda sevgili Seride, namı diğer Uyku Meleği oturuyor. Konuştuğumuz yarım saatte bana çok faydalı şeyler öğretti. Kademeli olarak yavaş yavaş sallamayı bırakmak, akşam uyku saatini erkene çekmek gibi. Sallamaları dediği gibi saniye saniye azalttım. 5 kez salla 1 saniye dur, ve her gün durma saniyesini artır şeklinde sallamayı 15-20 günde yavaş yavaş azalttarak bitirdik. Yatay pozisyonda sallayarak uyutmadan gaz çıkartma pozisyonunda, yani dik şekilde ve poposuna pış pış yaparak uyutmaya geçtik. Tabii ilk günler biraz ağlamalı geçti, neredeyse 1 kez bile sallasam uyuyabilecek kadar şartlanmıştı sallamaya ama yapmadım. Dizlerim artık şişmişti ve alarm veriyordu. Bir kez sallarsam yine başa döneceğimiz için sallamadım. Zaten sallasam da kucakta da tutsam pışpış yapsam uykuya geçmeden hemen önce ağlıyordu Ayşe. O yüzden hiç ağlamayan huzurlu bir uykuya geçişi bozuyor değildim. Her şekilde aglıyordu, ben sadece uykuya geçerkenki yardımlarımı azaltıyordum.
Kucakta da 10-15 gün pışpışla uyuttum. Akşamları daha zor uykuya geçiyordu. 1-1,5 saati buluyordu uyuması. Kucağımdan yatağa koyduğum an uyanıyordu. Ağlamasa da hareketlenmeye başlayıp uyumaktan vazgeçiyordu. Kısacası kendi kendine dalamıyordu. Emzik de doğru dürüst almadı. Ağzında tutamadığı ve fırlattığı için ne onun işine yaradı ne benim. Ağzından düşünce tekrar vermek gerekiyordu ki uyku arasında bu onlarca kez olabiliyordu. Derken Ayşe uyandı =)
Yazının devamı yarın…

Leave a Comment

Filed under Uyku Eğitimi